Akrilik Boya ile Resim

Her Yaş ve Her İlgi Grubundan İnsanın Özgürce Kullanabileceği Akrilik Boya ile Resim

Sanatsal eylemde anlatımda yollarından biri olan resim sanatında boya malzemesi önemli bir gereç olmuştur sanat tarihi boyunca. Resim boyaları; Altmira ve Lascox Mağaralarının duvarlarında çeşitli çizim ve renklendirmelerle yapılan görsel anlatımlarda kullanılan boyar maddelerden günümüze kadar pek çok aşamalardan geçmiştir. Her uygarlık kendine ve ihtiyaçlarına göre yerel olanakları ile boyalar geliştirmesini ve bunu çeşitli şekillerde kullanmasını bilmiştir. Mısır, Sümer, Ege ve Anadolu, Pers, Roma, Hint, Uzakdoğu, Bizans, Osmanlı uygarlıkları kendi ifade kaygılarını, kendi boyaları ile gerçekleştirmişlerdir. Duvar resminde, camda, duvar ve obje seramiğinde, tekstilde, kâğıtta, deride, iç ve dış mekân boyamalarında kendi yaratıcılıklarıyla geliştirdikleri boyalarını kullanmışlardır. Ortaçağ ikonalarında, freskolarında, Bizans mozaiğinde, Girit vazosunda, Selçuklu ve Osmanlı Çinisinde, ebruda İran ve Hint minyatüründe ya da Rönesans resminde kullanılan boyalar birbirinin aynı değildir. Hepsinin kendine göre yaratıcılık taşıyan, örneğin İznik çinisi gibi bugün bile formülleri bilinmeyen boyaları ve renkleri vardır.  

Endüstri devrimi ile birlikte teknolojik bir ürün olarak boyaların da seri üretimle ve kimyasal zenginleştirmelerle çeşitlendirildiği, sistematikleştirildiği görülür. Çoğu boyaların kullanım alanlarına göre araştırma-geliştirme ekipleri tarafından laboratuar ortamında ayrıştırılarak zenginleştirildiği bir teknolojik güç bulunmaktadır. Bu nedenle bu alanlarda günümüzde sürekli bir değişim yaşanmaktadır. Bu gelişmelerde boyaların kaliteleri ve nitelikleri artırıldığı gibi bunları kullanan insanların sağlıklarına yönelik kaygılar da inceleme ve araştırmaların konusu olmaktadır.  

Boyalar sonuçta insanların mutluluğu ve yaşamı anlamlandırmaları için kullanılan bir araçtır. Sağlıksız bir mutluluk ve haz olamayacağına göre “insan odaklı teknoloji ve sağlık” öncelikli sorun olarak görülmektedir. Özel bir örnek vermek gerekirse; çocuklar için üretilen bütün oyuncaklarda kullanılan boyaların çok titiz araştırmalarla seçilmesi gerekmektedir.

Boya araştırmalarında son yıllarda meydana gelen önemli gelişmelerle bütün boyaların-pigmentlerin ve bunlarla birlikte kullanılma zorunluluğu olan medyum, vernik, inceltici ve temizleyicilerin insan sağlığı açısından olumsuzlukları ve yan etkileri yok denecek kadar aza indirilmektedir. Koruyucu boyalar, iç ve dış mekan boyaları, sanayi boyaları, sanatsal çalışmalar için özel boyalar bütün bu kaygılarla ve titizlik içinde ele alınmaktadır.

Bu yazı kapsamında üzerinde duracağımız AKRİLİK boyalar da bütün gelişmeler içinde ele alınmaktadır.

Çağdaş olanaklarla araştırılan ve günümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanan akrilik boyalar su bazlı olarak geliştirilmiştir. Suda çözülme özelliğine sahip boya moleküllerinin-pigmentlerin veya genel adı ile toz boyaların sentetik yapıştırıcı ara maddelerle karıştırılması ile elde edilen bu boyalar, akrilik adı ile anılır. Akrilik boyaların en önemli özelliği elastikiyeti, kuruduktan sonra tekrar su ile çözülebilir ve suya çözülemez şekilde imal edilmeleri, dolayısıyla hem geri dönüşüm olanağı hem de suya ve neme karşı dirençli olabilmeleridir.

Akrilik boyaların bulunuşu yeni tarihler olarak bilinmesine rağmen, aslında yapısal özellik ve kullanım tekniği açısından Mısır Duvar resimlerinde kullanılan Tempera boyalara kadar uzatılabilen bir tarihsel geçmişe sahiptir. Bu nedenle genel bir bilgi olarak kısaca bunun geçmişine değinmekte yarar olacaktır.

Tempera Boyanın Tanımı ve Tarihçesi

Tempera boyanın geleneksel hazırlama metodu renkli boya pigmentlerinin yapıştırıcı özelliği olan ara maddeler ve su ile karıştırılması ile elde edilmesidir. Tempera, yağlıboyaya göre çabuk kuruyan, kuruduğunda da orijinal renklerini veren ve elastikiyeti az olan bir boyadır. Su bazlı olan bu boyalar yağlıboya gibi boyalarla karıştırılarak kullanılmaz. Mısır sanatının en önemli boya malzemesi tempera boyalardır. Bu teknik kültürel ve ticari etkileşimle Roma, Girit Sanatı yoluyla Antik dönemde Yunanlı sanatçılara geçmiş ve önemli bir betimleme aracı olarak yaygınlaşmıştır. Erken Hıristiyan katakomplarında ve Bizans kiliselerinin altarlarında dekoratif amaçlı olarak tempera boyaların yoğun olarak kullanıldığı görülür. Asya sanatında da örnekleri bulunan bu teknik uygulama özellikle Çinli sanatçılarca başarı ile kullanılmıştır.     

Ortaçağın büyük boya ustalarının resimlerindeki gibi iyi hazırlanan Tempera boyalar günümüze kadar taze ve doğal renkleri ile kalmıştır. Bu çağlarda boyaların hazırlanmasında yağ, balmumu, Arap zamkı ve yumurta sarısının karıştırılması ile elde edilen bir emülsiyondan yararlanılmıştır. Flaman ressam Jan van Eyck (1390-1441) tarafından saf yağlıboya bulunarak, resimde kullanılıncaya kadar bu tempera boyalar önemli bir resim malzemesi sayılıyordu. Bütün Rönesans boyunca usta sanatçılar bu boya malzemelerini kullandılar.

Tempera boyaların temel malzemeleri toz boya(pigment), yumurta beyazı ve sarısı, karanfil esansı (koku giderici), Arap Zamkı ve inceltici olarak sudur. Bu malzemeler bir kavanoz içinde iyice eritildikten ve homojen hale geldikten sonra ancak resimde kullanılabilir.

Günümüzde tempera boyalar yerine teknolojik gelişmelere bağlı olarak:

Çok küçük yaşlardan başlayarak her yaş grubu için özellikle sağlık açısından güvenle kullanım kolaylığı sağlayan;

Işık, ısı ve nem gibi doğa koşullarına dayanıklılık gösteren,  

Farklı sunum seçenekleri ve çok çeşitli renk zenginliği veren,

Kuruma özelliği kullananın isteğine göre ayarlanabilen,

Temaya bağlı olarak teknik bir dil oluşturmada çok farklı fırsatlar veren,

Kağıt, karton, mukavva, kumaş, bez tuval, pres tuval, duralit gibi hemen hemen her yüzeyde kullanılabilme özelliğine sahip olan,

Ev, sınıf, ofis, atölye, bahçe gibi her ortamda güvenle kullanılabilme özelliği bulunan,

Ellerin, fırçaların ve boya ile kirlenen yerlerin su ile kolayca temizliği gibi fırsatlar getiren akrilik boyalar üretilmektedir.

Akrilik boyaların 20.yüzyılda resimde yeniden yaygın olarak kullanılması ihtiyacı özellikle duvar resimlerinde hava koşullarına dayanıklı boya elde etme uğraşısı sırasında doğmuş ve gelişmiştir. Bu boyalar, sanatçıların 1920’lerde Meksika’da yaptıkları duvar resimlerinde ve Fresk çalışmalarında yağlıboyaların istenen sonucu vermemesi üzerine yapılan çeşitli denemeler sonucu bulunmuştur. Duvar gibi yüzeylere çalışmalarda çabuk kuruyabilen ve fırça ile sürüldüğü yerde durabilen, akmayan değişik hava koşullarına dayanıklı boyalara ihtiyaç duyulduğu için bu boyalar geliştirilmiştir.

Akrilik boyaları sanatta, özellikle duvar resimlerinde   öncü olarak kullanan önemli sanatçılar ressam Jose Clemente Orozco (1883-1949), Diego Rivera (1886-1957) gibi Meksikalı sanatçılardır. D. Alfaro Siqueiros (1896-1974) bu boyayı kağıt üzerine çalışmalarda kullanmıştır. Bu sanatçı 1936’da New York’ta Amerikalı Sanatçılar Kongresinde delege iken delegelere birer kağıt dağıtarak deneysel bir workshop yapmıştır. Bu nedenle bu sanatçı, akrilik boyayı stüdyoda resim malzemesi olarak kullanan öncülerden sayılmaktadır. Akrilik boyalar 1950’lerde Amerika’da satılmaya ve geniş bir sanatçı kesimince kullanılmaya başlandı. Jakson Pollok (1912-1956), Mark Rothko (1903-1070), Kenneth Noland (1929)     Robert  Motherwell (1913-  ) gibi sanatçılar soyut ve pop anlayıştaki resimlerinde bundan yararlandılar. Pollock, yere koyduğu tuvali üzerine akrilik boyaları dökerek, serperek; Noland geniş alanları boyayarak yer verdi.

Akrilik boyalar 1960’lardan itibaren İngiltere’de geniş olarak kullanılmaya başlandı. Günümüze kadar David Hockney (1937), Leonard Roseman (1912-  ), Bridget Riley (1931-), Peter Blake (1932-), Tom Philips (1937-) gibi önemli sanatçılar tarafından kullanıldığı görülür.

Ülkemizde de pek çok sanatçımız bu boyayı kullanmıştır ve halen de kullanmaktadır. Yağlıboya ile birlikte akrilik boyalar, son yıllarda sayısı gittikçe artan güzel sanatlar eğitimi kurumlarının önemli resim malzemelerini oluşturmaktadır.

Kuşkusuz bugün bütün geleneksel metotlar ve malzemeler sanatta yoğun olarak kullanılmaktadır. 600 yıldır kullanıla gelen yağlıboyanın yanında akrilik de önemli bir resim boyası olarak özellikle iç ve dış duvar resimlerinde temel malzeme haline gelmiştir. Sanatsal ve hobi çalışmalarında her birey kendi koşullarına ve çalışma disiplinine göre dilediği boya çeşitlerini denemelidir. Boya ve teknik tutuculuk sanatsal çabaları engelleyebilir. Bu nedenle her boya çeşidinin kendine göre tadı, verdiği fırsatlar ve çalışma özelliği vardır. Biri ötekine göre daha iyi veya daha kötü gibi bir değerlendirme çok yanlış bir tutum olur.

Akrilikler suluboya, guaş boya ve tempera’ya ana madde ve  boya maddesi olarak benzerler. İnceltilmesi için özel medyumlar üretilmekle beraber genellikle medyum yerine su kullanılmakta ve temizliği de su ile yapılmaktadır. Akrilikler su ve özel incelticileri ile transparant hale getirilebilir, en önemli avantajlarından biri de bu özellikleridir. Birkaç dakika içinde kurur, rengi ve boya dokusu bir daha bozulmadan kalır. Akrilik boyalar yapıldıkları yüzeye iyi yapışma özelliğine sahiptir. Kuruduktan sonra ışıkta yansıma -parlama yapmaz. Akrilik boyalarla modle ve hacimlendirme çalışmalarında boyanın geç kurumasını sağlamak için, içine mutlaka geciktirici medyum veya saf gliserin katılmalıdır. 

Günümüzde yağlıboya üretimi alanındaki ünlü boya firmalarının çoğu akrilik boya üretimine özel bir önem vermişlerdir. Bu firmaların alüminyum tüp, plastik tüp, cam kavanoz ambalajları içinde, çeşitli gramajlar halinde akrilik boya üretimleri bulunmaktadır. Her türlü kalite çeşitliliğinin sağlandığı bu alanda istenen her renk zenginliği de bulunabilmektedir. 

Bu yazı kapsamında yer alan örneklerde görülebileceği gibi Akrilik boya ile çalışmalarda suluboya tadından yoğun rölyef görünümüne kadar her boya etkisini verebilmek söz konusudur. Boya ile özgürce oynamak, boya ve tema olarak başkalarının beğenisinden çok kişinin kendi iç dünyasının sesini dinlemesine fırsat yaratmak açısından bu boyalar önemli bir resim malzemesidir.