DYO Resim Yarışmaları

Çağdaş Türk Resim Sanatında Tutarlı bir Gelenek

Batı anlayışında gelişen Türk resim sanatında başlangıcından günümüze bir değerlendirme yapılırken genellikle değinilmesi gereken çok önemli birkaç dönüm noktası bulunmaktadır: Biri 1830’larda yurt dışına sanat eğitimine gönderilen ve Ferik Tevfik Paşa (1819), Ferik İbrahim Paşa (1815-1889) ve Hüsnü Yusuf Bey’den (1817-1861) oluşan öncü sanatçılarımızdır. İkincisi Batılılaşma ya da “Batının ilim ve fenninden yararlanma” isteğinin başladığı dönemin sanata yansıyan yönünü temsil eden bu sanatçılardan sonraki en önemli grup Osman Hamdi grubu olarak bilinen ekiptir.  1860’larda resim eğitimi için Paris’e gönderilen, Süleyman Seyyit Bey (1842-1913), Osman Hamdi Bey  (1842-1910), Şeker Ahmet Paşa (1841-1907),  üretkenlikleriyle, örgütçülükleriyle, sanatçılarımız bir anlamda çağdaş sanatımızın asıl temsilcisi sayılırlar. Bir önceki gruba göre daha aktif olarak dikkat çekerler ve bugünkü anlamda resim sanatının ve resim kültürünün önemli dönüm noktasını oluştururlar. Bu isimlerin Türk sanatında, Batı resim sanatı anlayışında önemli yenilikler getirmede ve yeni bir çığır açmada, sanatın devlet erki ile birlikte belli bir zümre tarafından benimsenmeye başlamasında ve çevrelerine verdikleri yeni ışıkla ve Akademinin kurulmasını sağlamakla sanat eğitiminde ve sanat kültüründe oynadıkları rol kuşkusuz çok önemli bir aşama sayılmalıdır.

Bu grubun sanatın kurumsallaşması açısından etki ve katkılarını birkaç başlık altında özetlemek mümkündür:

Sanatçılarımızın az sayıda da olsa yurt dışında Şeker Ahmet Paşa’nın Paris’te sergilere katılması gibi önemli sergilerde yer alması ve Abdülaziz’in bu sergiyi gezmesi, görmesi ve etkilenmesi.
İstanbul’da Galatasaray sergilerinin başlaması,
1873’te ilk kişisel resim sergisinin Şeker Ahmet Paşa tarafından İstanbul’da açılması,
Güzel Sanatlar Akademisi’nin/Sanayi-i Nefise’nin 1883’te Osman Hamdi Bey tarafından kurulması,
Asar-ı Atika Nizamnamesinin 1891’de yine Osman Hamdi Bey tarafından yayınlanması ve İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurulması,
1910’da İstanbul öğretmen Okulu/Darülmuallim öğretmenlerinden İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun, 1918’de Daha sonraları Köy Enstitülerinin kuracak olan İsmail Hakkı Tonguç’un Sanat ve Pedagoji eğitimi için yurt dışına gönderilmesi.
Bu öncü sanat ve eğitim hareketlerinin, hem İstanbul sanat ortamında yarattığı olumlu gelişmeler, hem de saray çevresinde sanata ilgi duyan bir kesimin katkıları ile oluşan ilgi çerçevesinde gerçekleşen bir diğer örnek de 1910 yılında Maarif Nezareti'nin açtığı 'Avrupa'ya tahsile gönderilecek öğrenciler' yarışması ile Akademinin/ Sanayi-i Nefise’nin başarılı öğrencilerinin Paris’e gönderilmesi.
Bu grup, Türk resmine katkıları ve sanatçı-eğitimci kimlikleri ile İbrahim ÇALLI, Hikmet ONAT, Ruhi AREL, Nazmi Ziya GÜRAN, Feyhaman DURAN, Avni LİFİJ, Namık İSMAİL gibi “1914 Kuşağı” ya da “Çallı Kuşağı” olarak bilinen sanatçılarımızdır.
Bu kuşak Sanatsal çeşitlilikleri, renkli kimlikleri, sanat cemiyetleri hareketleri, Akademideki eğitimcilikleri ile Cumhuriyeti hazırlayan düşünce içinde bulunmuşlardır.   

Bir diğer önemli dönemeç, günümüz Cumhuriyet Türkiye’sinin başlangıç noktasıyla birlikte oluşur. Bu konuda devlette devamlılığın, geçmişin deneyimlerinden yararlanmanın çok güzel ve anlamlı bir örneğini Atatürk’ün ve genç Cumhuriyetin kadrolarının ilk uygulamalarında görmek mümkündür. “Daha 1924’te, Kurtuluş Savaşı’nın tüm yıkımlarının onarımı devam ederken ve ülke bin bir yokluk içinde kıvranırken, sanat eğitimi için Refik Epikman, Cevat Dereli, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati, Şeref Akdik, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi’den oluşan bir grup gencin sınavla yurt dışına gönderebilmesi ilginç bir örnektir” (Pekmezci,2008) Bu sanatçılar, çok tutarlı ve ileriyi gören bir düşünce olarak sayabileceğimiz Satı Bey’in “Bütün öğrenciler Fransa’ya gönderilmemelidir; başka ülkelere de özellikle Almanya’ya gönderilmelidir. Japonlar, yabancı ülkelerdeki öğrencilerini iki yıl bir ülkede, kalan üç yılı başka bir ülkede okutuyorlar. Bizim bu konuda eski alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor” (Prof. Dr. Mustafa Ergün,1987)  şeklindeki önerilerinden beslenerek, Satı Bey’in uyarıları doğrultusunda bir önceki gidenlere göre sadece Paris’e değil, diğer ülkelere de gönderilmiştir. Nitekim daha 1910’larda Satı Bey, bu düşünce ile daha önce eğitim sistemini incelediği Almanya’ya hem Baltacıoğlu’nun, hem de İsmail Hakkı Tonguç’un gönderilmelerini sağlamıştır. Bu öngörü daha sonraki yıllarda gelenek halinde Türk sanatçılarının İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya, İtalya gibi değişik ülkelerde eğitim görmesine ve sanatımıza çok farklı bakış açıları içinde, farklı sanat yorumlarının ve sanatın toplumsal işlevi üzerine önemli etkiler yaratan özgün yönelimlerin de getirilmesine neden olmuştur.   

1924’teki bu tavır Atatürk ve arkadaşlarının sanatın ve sanat kültürünün gerekliliğine; geçmişte bu ülke için düşünce üreten insanların düşüncelerinden yararlanmanın gerekliliğine ne kadar önem verdiğinin ve sanatın toplumsal kültür açısından önceliğinin göstergesi durumundadır. Çünkü bu gelenek daha sonra çeşitli dönemlerde 1928,1930, 1940’larda devam ettirilerek sanatımızın ulusal değerlerle birlikte evrensel boyutta izlenmesine ve gelişmesine katkılar sağlamıştır. 1948’daki Hasan Ali Yücel ve İsmet İnönü’nün yönlendirmesi ile çıkarılan 5246-5248 Sayılı Harika Çocuklar Yasaları 1950’lere kadar bu ülkenin sanata ve yaratıcı insan modeline verdiği önemin göstergeleridir. Bu yasa daha sonraları 1956’da  6660 sayılı yasaya dönüştürülerek devam ettirilmiştir.

Bu Gelişmelerle:

1931-32 Halk Evleri ve Halk Odalarının Kuruluşu,

1932-33 yıllarında İnkılap Resimleri Sergileri ve devletin sanat eseri satın alarak sanatçıları desteklemesinin başlatılması,

1937 İstanbul Resim-Heykel Müzesinin açılışı,

1938-1943 CHP Ressamların Yurt Resimleri Gezileri ve Memleket Resimleri Sergileri.

1939 Devlet Resim-Heykel Sergilerinin ve yarışmalarının Türk sanatında günümüze kadar gelen bir gelenek olarak başlaması,

1940 Bölgesel laboratuar ve aydınlık ocağı Köy Enstitülerinin kuruluşu,

1947 Çapa Öğretmen Okulu Resim-Müzik Semineri örneğinin sanat eğitimimizde yer alması,   

1948 Harika Çocuklar Yasasının çıkarılması gibi önemli tarihler Cumhuriyetin kültür ve sanat politikalarının somut göstergeleri durumundadır.

Bu Kültür ve Sanat ivmesi diğer Cumhuriyet kurumları gibi 1950 sonrasının politikaları içinde karşı devrim sancılarını yaşamaya başlamıştır.

Buna rağmen cumhuriyete ve çağdaş gelişmelere sahip çıkan kurumlarımız sanayi ve ekonomi insanlarımız politik oyunların dışında kalarak çağdaş Türkiye’den yana tavırlar içinde sanata değer vermeye ve bu alanda gereken çabaları özveri içinde ortaya koymaya devam etmişlerdir.

Köklü bir batı anlamında sanat geleneği bulunmayan bu nedenle de özellikle 1950 sonrası devlet yönetiminde sanatın bir lüks, bir özenti gibi görülmesi yüzünden gerekli maddi ve manevi desteği göremeyen bir toplumda kuşkusuz bu gibi destekler önemli kişisel çabalarla ve özverilerle gerçekleşmektedir. Bu alanda birkaç isimden söz etmeden geçilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bunlardan en önemlileri 1960’larda Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür Yardımcısı ve Müdür Vekili olarak görev yapan ressam-eğitimci Prof. Dr. Turan Erol ve ondan sonraki dönemde uzun yıllar Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Köy Enstitülü Mehmet Özel’dir. Turan Erol’un başlattığı ve sayılarını birkaç yıl içinde 13’e çıkardığı il Devlet Güzel Sanatlar Galerileri Mehmet Özel tarafından 50 ili kapsayacak hale getirilmiştir. Üzüntü ile belirtilmelidir ki bu galerilerin pek çoğu son altı yıl içinde dar görüşlü politik erozyonlarla kapatılmış ya da işlemez hale getirilmiştir.

Günümüzde devletin sınırlı olanaklarla yürüttüğü ya da bilinçli olarak yürütmek istemediği sanat hareketlerinin toplumdaki sanat birikimine gerekli cevabı veremediğini gören özel kurumlar ve kuruluşlar bu alana ilgi duymaya başlamışlardır. Kuşkusuz, geçmişten günümüze ülkemizde zaman zaman değişik kurum ve kuruluşlar galeriler açarak, sergi ve yarışmalar düzenleyerek sanat hayatımıza katkılar getirmeye çalışmışlardır. Bunların bir bölümü çok kısa ömürlü olmuş, bir bölümü de etkisini ve etkinliğini uzun yıllar sürdürmüşlerdir. Sanat hareketleri bir ivme içinde, bu sayede daha geniş kesimlerin ilgisine ulaşabilmiştir. 
 

Bu özel kurum ve kuruluşların sanat etkinliklerinin en önemlilerinden ve en çok sanatçıya ulaşanlarından biri, hiç kuşkusuz DYD yarışmalarıdır. İzmir’de sanat alanına ilgi duyan ve 1967’den itibaren yarattıkları sanat hareketi ile sanatçılarımızı gönendirmeye çalışan; sanayinin önde gelen kurumlarından Durmuş Yaşar Oğulları’nın kendi iş alanlarının dışında sanata verdikleri önemin göstergesi olan DYO sergileri ve yarışmaları zaman içinde bir simge haline gelmiştir. Bu sanat hareketi önceleri İzmir ve Ege Bölgesi sanatçılarını kapsarken, gördüğü yoğun ilgi nedeniyle 1970’lerden itibaren bütün Türkiye sanatçılarının katıldığı bir sergi ve yarışma halini almıştır. Bugün DYO, sanat etkinliğini resim alanında günümüze kadar kesintisiz sürdüren kuruluşlarımızdan biri durumundadır. Bu yıl 41. yılıdır DYO yarışmalarının, başlama tarihinden itibaren. Ancak 1995 yılına kadar her yıl yapılan sergi ve yarışmalar bu tarihten itibaren iki yılda bir düzenlendiğinden yarışma sayısı açısından 2008 yılı 33. yarışma yılıdır. 1967-2008 arası 41 yıl ve 33. yarışma.
 

DYO-Durmuş Yaşar Oğulları 1984 yılından başlayarak 1990’lara kadar Viking adı altında baskıresim yarışmaları da düzenlemiş ve bu alana çok önemli ivme kazandırmıştır. Baskı resmin kimlikli bir anlatım yöntemi olduğunu kabul ettiren ve yaygınlaşmasına neden olan bu sergi ve yarışmalar bu gün devam etmiş olsaydı, özellikle baskı resim sanatımız adına büyük kazanç olurdu kuşkusuz.

DYO Yarışmalarının bir prestij sergileri ve ödüllendirmeleri olduğunun en anlamlı göstergesi Türk sanatının önemli sanatçılarının jüri üyeliklerinde bulunmasının yanında, bilinen bütün sanatçılarımızın bu yarışmalara katılmasıdır. Bugün ve özellikle 1960 sonrası Türk sanatında aktif isimleri olan ve günümüz sanatında ustalar grubu olarak tanımlanabilecek pek çok sanatçının DYO yarışmalarına katıldığı, ödüller kazandığı bilinmektedir. DYO sergilerinde başarı ödülü kazanan sanatçıların adlarının yer aldığı aşağıdaki liste incelendiğinde bu sergi ve yarışmalara ne denli önem verildiği ve yarışmaların saygınlığı görülecektir. Ayrıca bu isimlerin çok büyük bölümü, bütün sergi kataloglarında ve yayınlanan biyografik sanat kitaplarında, akademik yükseltilme ve atamalarında DYO sergi ve yarışmalarına ön sıralarda yer vermişlerdir. Geçmişte DYO ve Viking yarışmalarında ödüller, mansiyonlar kazanan bir sanat eğitimcisi olarak benim için de çok önemli bir yeri vardır DYO yarışmalarının.
 

DYO yarışmalarında bu güne kadar eserleri sergilenen ve ödüller kazanan sanatçıların listesi

Nurullah Berk, Şeref Bigalı, Mürşide İçmeli, Metin Eloğlu, Hüseyin Bilişik, Adnan Çoker, Özdemir Altan, Dinçer Erimez, Mustafa Plevneli, Güngör İplikçi, Fahri Sümer, Kadir Ata, Cavit Atmaca, Filiz Başaran, Bilal Erdağan, Yalçın Gökçebağ, Nejat Akkan, Bihrat Mavitan, Gençay Kasapçı, Devrim Erbil, Asım İşler, Mehmet Güler, Cevat Demir, Gülsüm Erbil, Ünsal Toker, Zafer Gençaydın, Abdurrahman Öztoprak, Ali Rıza Hiti, Mustafa Ayaz, A. İsmail Türemen, İlhami Ercivan, Alaaddin Aksoy, Kemal Önsoy, Bekir Sami Çimen, İbrahim Örs, Kasım Koçak, Adem Genç, Balkan Naci İslimyeli, Fikri Cantürk,

Zekai Ormancı, Halil Akdeniz, Hasan Pekmezci, Hayati Misman, Mustafa Ata, Mehmet Özer, Umur Türker, Zahit Büyükişliyen, Bünyamin Özgültekin, Mahmut Celayir, İbrahim Çiftçioğlu, Cuma Ocaklı, Mevlüt Akyıldız, Ekrem Kahraman, İsmet Doğan, Jak Edizel, Adnan Onbaşıoğlu, Zehra Kaptan, Söbütay Özer, Faruk Cimok, Veysel Günay, Tayfun Erdoğmuş, Hasan Akın, Tülin Göksayar,

Habip Aydoğdu, Alp Timur Ulukılıç, Şükrü Aysan, Devabil Kara, Temur Köran, Atilla Atar, İsmail İlhan, Mehmet Yılmaz, Mustafa Horasan, Vural Yurdakul, Aydın Akdeniz,  İsmail Ateş, Halil Coşkun, Yusuf Demirtaş, Necati Ayder, Halük Derbent, Sevin Atatür, İlknur Tabak, Vedat Mavitan, Nejat Soyer, İhsan Çakıcı, Nurset Demren, Aydemir Kumru, Hamparsun Demircioğlu, Necdet Öksüz, Bilgehan Uzuner,

Zeynep Özdemir, Rıza Savaş, Ilgım Veryeri, Dönsel Akalın, Şeniz Aksoy, Mustafa Salim Aktuğ, Ferhunde Ağaç, Selen Akhalil, Ali Aral, Sefer Öztürk, Fatma Ege, Atilla Tos, Seyfi Arıkan, Nihat Kahraman, Reyhan Abacıoğlu, Cengiz Bodur, Ali Özçelik, Mustafa Pancar, Yıldız Çiftçi, Sezai Özdemir, Emin Başaranbilek, Hülya Koçulu, Elif Okur, Mehmet Güreli, Özden Işıktaş, Ayşen Gürel, Ilgaz Özgen Topçuoğlu, Nesrin Sağlam, Caner Karvit, Ahmet Yeşil, Soydan Yılmaz, Ferhat Özgür, Sevil Saygı,  Zümrüt Y. Radau, Tayyar Eren, Deniz Bayar, Canan Atalay, Mehmet Aslışen, Can Aytekin, Erdinç Babat, Dilşan Balkancı,

Zehra Asude Barlas, Derya Başakçı, Beyza Boynudelik, Hasan Çakaloğlu, İnci Çakmakçı, İnci Çuhadar (Yüzgül), Deniz Dalman ve 2008 yılında yapılan 33 DYO yarışmasında ödül kazananlar: Hasan Kıran, Mustafa Duymaz, İsmail Özgür Soğancı, Burçin Erdi, M. Kudret Türküm

Bu birikim müze ve sanat merkezleri yönünden çok kısır olan toplumumuzda bir müzenin gerekliliğini de getirmiş ve 1985 yılında İzmir’de Selçuk Yaşar Sanat Müzesi kurulmuştur.

“Selçuk Yaşar Resim Müzesi'nin kurulmasını oluşturan düşünce, ilki 1967'de düzenlenen ve zamanla geleneksel bir temel üzerinde oturan DYO resim yarışmalarını kurumsallaştırıcı düşüncenin bir devamı, daha doğrusu bir tamamlayıcısıdır. İzmir'in Alsancak semtinde, Cumhuriyet Bulvarı üzerinde, eski bir İzmir evinin restore edilerek bu amaçla düzenlenmesi sonunda açılan müze, ilk etapta 1967-1985 arasında Yaşar Topluluğu şirketlerinden DYO Boya, Vernik ve Reçine Fabrikaları A.Ş. ile Viking Kağıt ve Sellüloz A.Ş.'nin düzenlendiği yarışmalarda ödül kazanmış yapıtlara yer vermekteydi. Müzenin açılışı nedeniyle yayımlanan basın bülteninde, her yıl düzenlendiği sanat etkinlikleriyle sanatçı-sanat yapıtı-sanat izleyicisi üçgeninde bütünlüğü sağlamaya çalışan Yaşar Topluluğu'nun, açılacak S. Yaşar Resim Müzesi ile bu üçgenin sürekliliğini sağlamayı amaçladığı belirtilmekteydi” (Kalpaklıoğlu)

Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve DYO yarışmalarına ve sanata içten desteği ile bilinen Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu’nun, 31 DYO yarışması’nda basın toplantısında belirttiği gibi günümüzde sanat hareketlerinde her kurumun elinden geleni yapması sanatımızın gelişmesi için kaçınılmaz olarak görülmektedir.   
 

“Kalpaklıoğlu, Batı’da özel kuruluşların plastik sanatlara verdiği desteğin, kültür ve sanatın gelişmesinde büyük rol oynadığını belirterek, Guggenheim, Tate gibi çok önemli sanat merkezlerinin özel kuruluşların öncülüğünde geliştiğini ifade etti. Kalpaklıoğlu, Türkiye’de ise Yaşar Grubu’nun plastik sanatları 37 yıldan bu yana desteklediğini kaydederek, DYO’nun Türk resmine olan katkısının, Türk sanatçılarının yaratıcılığına, Türkiye toplumunun geleceğine harç olduğunu söyledi.”

33. DYO Resim Yarışması 2008-Ekim ayı içinde yapıldı. Bu yıl 820 sanatçıdan 1368 eserin yer aldığı İstanbul, İzmir ve Ankara’da eser toplama merkezlerinde yapılan ön elemelerden sonra İzmir’de son değerlendirme ile sergilenmeye ve ödül almaya değer bulunan eserler belirlendi.

DYO seçici kurulu Prof. Dr. Turan Erol başkanlığında; Prof. Devrim Erbil, Prof. Kaya Özsezgin, Prof. Süleyman Saim Tekcan, Prof. Neşe Erdok, Prof. Hasan Pekmezci ve Prof. Fahri Sümer’den oluşuyordu.
 

Yarışma için Türkiye’nin değişik illerinden her üç toplama merkezine gönderilen eser sayısı ve eserlerin niteliği açısından yoğun ilgi gösterilmesi yarışmayı düzenleyenler ve seçici kurul tarafından beğeniyle karşılandı.

Bu yarışma bir bakıma geçen yıl Devlet Resim ve Heykel Sergisi için Ankara’da eser toplayamayan ve sergi düzenleyemeyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın dikkatlerini çekmelidir. Bu yıl DYO yarışmalarına Ankara’dan 415 eser gibi Ankara sanat çevresi için küçümsenmemesi gereken bir katılım olmuştur. 

Hem katılım sayısının çok yüksek, hem de katılımcıların sanatsal kapasitelerinin çok başarılı olması, çeşitli yaş, eğitim ve sanatsal eğilim düzeylerindeki sanatçılarımızın bu yarışmaya verdikleri önemi göstermekteydi. Çok dikkatli ve irdeleyici bir seçim sürecinde çeşitli kimlik ve tarz sunumları içinde belli bir başarı çizgisini gösteren eser sayısının 200’ün üzerinde olması sanatımız açısından sevindirici olarak değerlendirilmiştir. Bu 200 eser günümüz genç kuşak sanatçılarının başarıları ve resim sanatımız hakkında fikir verebilecek ve çok kapsamlı bir sergi olarak sergilenebilecek düzeydedir. Ancak,   yarışma Türkiye’nin on ilinde sergilenmek üzere planlanmıştır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerimiz dâhil olmak üzere bu kapsamda bir serginin düzenlenebileceği mekânlar çok sınırlı bulunmaktadır. Bu nedenle planlanan illerde çok sayıda eserin sunulabileceği, uygun ve yeterli sanat galerileri bulunmadığı için ancak 74 eser sergilenmek ve ödüllendirilmek üzere seçilebilmiştir. Bu yıl yapılan 33 DYO yarışmalarında 4 sanatçı boya resmi dalında, bir sanatçı da özgün baskı dalında ödüle değer bulunmuştur. Bu ödüller 9 Ocak 2009 günü saat 11.00’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yapılan bir basın toplantısında açıklanmış ve aynı akşam üniversite salonlarında gerçekleşen sergi açılışında Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu, yarışmanın jüri üyeleri ve İstanbul sanat çevresinin katıldığı törenle ödüller verilmiştir. 33 DYO Yarışmasında ödül alan sanatçılar: Hasan Kıran, Mustafa Duymaz, İsmail Özgür Soğancı, Burçin Erdi, M. Kudret Türküm.

Bugün için Türkiye’de yapılan resim yarışmaları içinde iki önemli geleneksel resim yarışması kırklı-ellili yılları aşmış bulunmaktadır. 1939’dan beri yapılan Devlet Resim ve Heykel Yarışmalı Sergileri ve 1967’den beri yapılan DYO Yarışmalı sergileri.

Her yıl binleri geçen sanatçıya katılım fırsatı sağlaması ve on ilde sergileme olanağı yaratması ile DYO Yarışmalarını özel bir konumda değerlendirmek gerekmektedir.

Sonuçta sanata değer veren ve bu toplumun sanatsal birikimine katkıyı belli disiplinler içinde özveri ile sürdüren bu tür kuruluşlarımızın artması Türk sanatının ülke genelinde yaygınlaşmasını sağlayacağı gibi uluslararası alanda da başarılara taşıyacaktır.

Yazıyı Yaşar Eğitim ve Kültür sitesinde yer alan ve kurumun temel ilkelerini vurgulayan şu sözlerle bitirmekte yarar olacaktır: “Hür teşebbüs olarak Atatürk İlkelerinin, O'nun düşünce ve prensiplerinin, kültür ve sanat zenginliklerimizin, nesilden nesile intikalinin sağlanmasına katkıda bulunmak görevimizdir. Bugünün gençliği Atatürk ilkelerini koruyacak, sanat ve kültürümüzü yaşatacak, daha da zenginleştirecektir. Gençlerimiz için ne yapılsa azdır”  (Selçuk YAŞAR)

Bu yarışmaya gönül veren başta Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu olmak üzere Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nı, özveri ile sürdüren Vakıf Müdürü Sema Kemahlı ve ekibi ile seçilsin-seçilmesin yarışmaya bin bir zorluk içinde Türkiye’nin her yerinden katılma başarısını gösteren bütün katılımcı sanat tutkunlarını, ödül alanları candan kutlamayı sanatımız adına görev sayıyorum. 

Kaynakça

Prof. Dr. Mustafa Ergün, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sivas, 1987.

Prof. Hasan Pekmezci, Bauhaus ve GEE, Marmara Ün. GSF Sempozyumu, İstanbul, 2008

DYO Resim Yarışmalarının Katkısı İle Türk Resim Sanatında 30 Yıl. Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları; Türk Resim Sanatı; Ankara , 1997, 23 x 33 cm, 199 sayfa, Türkçe, Ciltli.