Günümüz Sanatından Bir Kesit Sergisi

Dışişleri Bakanlığı Suna Çokgür Ilıcak Sanat Galerisi

Başlangıcından günümüze devlet erkinin ve devlet kurumlarının Türk sanatının gelişmesinde önemli etkileri ve katkıları olmuştur. Bu kurumlardan biri olan “Hariciye’nin” Batı ile ilk ilişkilerin kurulmaya başladığı günlerden itibaren görgü ve bilgi aktarımında, diğer alanlarda olduğu gibi sanat konusunda da yeni ufukların açılmasını sağladığı görülür. Bu nedenle Batı anlayışında Türk resim sanatının tarihi bu yeni ufuklar çerçevesinde değerlendirilir.

“Türk Modernleşmesinde Sefir ve Sefaretnamelerin Rolü” başlıklı makalede belirtildiği gibi;

“ Osmanlı İmparatorluğu XVIII. yüzyıla gelinceye kadar Avrupa

ülkelerine geçici elçiler göndermiş; ancak III. Selim devrinden itibaren

Batı başkentlerinde sürekli elçilikler kurmuştur. Bu elçiler kaleme aldıkları

sefaretnamelerle, Avrupa hakkında bilgi vermişler; sivil, idarî ve askerî

yapılanma, ilim ve sanat hayatı, eğitim kurumları ve ekonomi gibi

hususlarla ilgili olarak gözlem ve yorumlarını aktarmışlardır. Bu bilgiler,

Osmanlı İmparatorluğu’nun yenileşme tarihi açısından teşvik edici ve

yol gösterici olmuştur (Altuniş-Gürsoy.2006)”  

Batıya açılma ve “batının ilim ve fenninden” yararlanma düşüncesinin türlü engellere rağmen eyleme dönüşmeye başladığı 18. ve 19. yüzyıldaki gelişmeler bu bağlamdaki gereksinimlerle birlikte ele alınır. İmparatorluktaki pek çok sorunun çağdaş bilimi, teknolojiyi ve gelişmeleri yakından takip edememekten kaynaklandığını anlayan devlet erki gerekli açılımları sağlamaya başlar. Bu gelişmelerde “Hariciye” önemli sorumluluklar üstlenir. Konumuz olan “Sanat ve Kültür Etkileşimi” de bu kapsamda değerlendirilir. Batıya elçilerin ve elçilerle birlikte eğitim için çeşitli meslek gruplarından insanların gönderilmesi ve batıdan gelen elçilerin de beraberlerinde çeşitli sanat insanlarını getirmeleri çok sınırlı da olsa belli bir kültürel etkileşiminin altyapısını oluşturmuştur. Böylece “Saray” çevresinin ve belli bir entelektüel kesimin ilgi odağına yerleşen sanat alanı, gelişme için kendi koşullarını yaratmaya başlar.

Bu süreçte, 1830’larda Ferik İbrahim Paşa (1815-1889), Ferik Tevfik Paşa (1819-1866) ve Hüsnü Yusuf Bey’in (1817-1861) sanat eğitimi için yurtdışına gönderilmeleri ile başlayan ve ardından 1860’larda Şeker Ahmet Paşa (1841-1907), Osman Hamdi Bey (1843-1910), Süleyman Seyyit Bey (1842-1913) ve Halil Paşa (1857-1939) ile devam eden bu sanata yönelim; özellikle İstanbul’da ve “Saray” çevresinde ilgi görerek önemli bir sanat hareketliliği yaratılmasına neden olur. Bu sanat insanlarının her biri yurda döner dönmez ilgi ve uzmanlık alanlarında sorumluluklar üstlenerek kendi etki çemberlerini yaratmaya başlarlar.   İstanbul’da ilk resim sergisinin Şeker Ahmet Paşa tarafından 1873’te açılışı; 1981’de İstanbul Arkeoloji Müzesinin; 1883’te Sanayi-i Nefise’nin Osman Hamdi Bey tarafından kuruluşu bugünkü sanat geleneğimizin temelini oluşturur. Bu ivme ile “1910-1914 ve Çallı Kuşağı” olarak adlandırılan Hikmet Onat (1882-1977), İbrahim Çallı (1882/1960), Ruhi Arel  (1880-1931), Feyhaman Duran (1886-1970), Avni Lifij (1889-1927), Nazmi Ziya (1881-1937), Namık İsmail (1890-1935), Sami Yetik ((1876-1945) grubu yurt dışına gönderilir ve bunlar Sanayi-i Nefise’nin sanatçı-eğitimci kadrosunu ve sanat geleneğini yaratırlar.

Cumhuriyet kurulur kurulmaz daha 1924’te, savaşın getirdiği onca yokluk ve sıkıntı içinde Atatürk’ün; Refik Epikman (1902-1974), Cevat Dereli (1900-1989), Mahmut Cuda (1904-1987), Muhittin Sebati (1901-1935), Şeref Akdik (1899-1972), Ali Avni Çelebi (1904-1993), Hasan Vecih Bereketoğlu (1895-1971), Zeki Kocamemi’den (1900-1959) oluşan bir grup Türk gencini sanat eğitimi için sınavla yurtdışına göndermesi, Batıya açılma geleneğinin Cumhuriyetin çağdaşlık ideali içinde devam etmesini sağlamıştır. Bugün Çağdaş Türk resmi diye bir sanat birikiminden söz edebiliyorsak; her koşulda toplumsal değerlerin sahiplenilmesinde, toplumun moral değerlerinin geliştirilmesinde sanatın önemine inanan ve bunu baş tacı sayan bu cumhuriyet geleneğine borçlu olduğumuzu da unutmamak gerekir. 

Sanat çok yönlü birikimlerle, desteklerle, taltiflerle beslenen dinamik bir olgudur. İbn-i Sina’ya atfedilen “Bilim ve sanat hoşnut edilmediği yerden göz eder” sözünde olduğu gibi. Sanatçıların çağdaş gelişmeleri günü gününe izlemesinin yanında, bunu izleyenler ve sanatın önemini, ulusal ve uluslararası alandaki moral ve psikolojik gücünü bilenlerce sürekli olarak desteklenmesi ve yeni olanaklar yaratılması bu alanın gelişmesinde önemli etkenlerdir. Burada eski ismiyle “Hariciyenin” yani Dışişleri Bakanlığı’nın diğer bakanlıklarla eşgüdüm içinde sanatın entelektüel, temsil gücü yüksek, aktif, yenilikçi, gelişmeleri günün gününe takip eden tavrından yararlanmada önemli görevler üstlenebileceği kuşkusuzdur.
 

Dışişleri Bakanlığı’nın kendi kurumsal sorumlulukları yanında dışa açılma, çağdaş gelişmeleri yerinde ve yakından izleyerek toplumumuza taşıma, kültürel ve toplumsal birikimimizi yurt dışında temsil etme gibi görevlerinde sanatın önemli bir yeri bulunduğuna inanıyoruz. Bu bağlamda olanaklar ölçüsünde değişik ülkelerde çok çeşitli sanat etkinlikleri yapıldığı; Dışişleri Bakanlık teşkilatlarında ve dış temsilciliklerimizde sergilenmekte olan eserlerin önemli bir koleksiyon oluşturduğu bilinmektedir.

Bakanlık içinde son yıllarda “Gençler Arası Resim Yarışması” gibi etkinliklerle ve sanatçılarımızın eserlerini sergilemelerine fırsat yaratan güzel galeri mekânlarıyla; sergileri belgeleyen ve kalıcı hale getiren katalog uygulamalarıyla Ankara sanat ortamına katılarak sanatsal ve kültürel bir tavır geliştirilmesi sanatımız adına önemli bir kazançtır. Örneğin 1006 yılında yapılan ve üç eşit “Başarı Ödülü”nü Mustafa Elmas, Barış Yılmaz ve Şuayip Yücel’in kazandığı; ayrıca 10 genç sanatçının eserlerinin kurumca satın alındığı yarışma, özellikle gençler arasında önemli bir ilgi ile ivme yaratmıştır. Bu ilginin ve sanata destek olma çabasının burada açılan kişisel ve grup sergileri ile sanatımıza uzun yıllar katkılar sağlaması dileğimizdir.

Cumhuriyet’in temel politikalarından biri sayılan sanata ve kültüre sahip çıkmanın kurumların asli görevleri arasında yer alması ülkemiz sanatına doğrudan önemli dinamizm getirecektir. Bu birikimin nitelikli bir toplum yaratmada ne denli önemli olduğunu ilk kavrayan kurumlarımızdan olan Dışişleri Bakanlığı’nın katkılarının artarak süreceğini umuyoruz.

Bu katkılardan biri kurum galerisinde süreklilik içinde düzenlenen resim-heykel, seramik ve fotoğraf sergileridir. Çeşitli üniversitelerin sanat eğitimi kurumlarının bulunduğu Ankara’da hem sanatçılar, hem sanatçı-eğitimciler ve hem de sanat izleyicileri açısından önemli bir işlev üstelen bu galeride bu kez geniş katılımlı bir sergi daha düzenlenmektedir. “Günümüz Sanatından Bir Kesit” başlığı ile sunulan bu serginin sanat meraklılarınca ilgi ile izleneceğini ve sanatsal ve kurumsal amacını yerine getireceğine inanıyoruz. 

Kaynakça

Altuniş-Gürsoy.Belkıs,(Prof.Dr.), “bilig “sayı 36: 139-165, Kış / 2006

© Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı

http://yayinlar.yesevi.edu.tr/files/article/10.pdf 

Cezar, Mustafa, Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi Bey, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1971.İstanbul